Markalaşma – Sağlık Sektörü 1.Bölüm

Markalaşma serisine devam ediyorum. Bu kez konumuz en hassas sektör diye tarif ettiğim sağlık sektörü. Bir önceki markalaşma yazım Restoran ve Kafe sektörü hakkındaydı, o yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Sağlık sektörünün yazısını da 2 bölüme ayırmak durumunda kaldım çünkü yazacağım çok şey var, sindire sindire ilerlemek en iyisi :)

images

Sağlık sektörü hakkında öncelikle söyleyeceğim şey bu sektörün inanılmaz bir hassasiyet taşıdığı ve atılan her adımın defalarca kez önceden düşünülmesi gerektiği. Hataları çok zor tolere eden bir alandasınız maalesef. Eğer bir hastaneyseniz mutlaka halka ilişkiler departmanınız, daha küçük çapta bir klinikseniz halka ilişkiler elemanınız olsun. Ve bu kişiler aşağıdaki görevleri mutlaka yerine getirmeli:

  1. Müşteri ve hastalarla sürekli birebir iletişim içinde olmak.
  2. Sektör haberlerini takip etmek.
  3. Periyodik olarak müşteri memnuniyeti araştırması yapmak.
  4. Tüketici davranışlarını gözlemlemek – Bu sektörde tabii ki hasta ve yakınlarının davranışları oluyor- ve bu gözlemlere uygun yeni düzenleme teklifleri ile gelmek.
  5. Hasta profillerinin oluşturulması ve bu profillerin güncel tutulması.

Eğer bireysel çalışıyorsanız kendi başınıza bu görevleri yapmak yine size artı puan kazandıracaktır.

Sağlık sektörüne en büyük tavsiyem; Dijitalleşin! Bütün dünya dijitalleşiyor, artık her şey online, her şey teknolojik ve eğer bunu takip edemezseniz ne kadar iyi olursanız olun dijitalleşmeyi başarmış rakibinize bir noktada yenileceksiniz. 

  • Mutlaka gelişmiş, içeriği zengin bir websiteniz olsun. Bu websitesinde doktor ve sağlık çalışanlarınız hastalar için anlaşılabilir yazılar ve tavsiyeler yazsın. Bu yazıları ve siteyi güncel tutun. Sayfada doktorlarınızın bilgileri ve hastane/kliniğinizin detaylı bilgileri bulunsun. Ve en önemlisi sitede kolayca randevu alma sistemi bulunsun. Hasta online randevusunu aldığı zaman sorun yaşamayacağını bilsin. Çok basit adımlardan oluşan bir online randevu alma bölümünüz olsun ve hastalar buraya güvenebilsin. Yani websiteniz insanlara kolaylık ve bilgi sağlayan bir mecraa olsun. Amaç şu: Örneğin bir kişi cildinde renk bozukluğu tespit etti. Yapmasını istediğimiz şey “Klinik A’nın websitesine girip bakayım, mutlaka bununla ilgili bilgi vardır.” diye düşünmesi ve sitede ilgili yazıyı okuduktan sonra bir tık ile anında klinikten randevu alabilmesi.
  • Yeni çağda her ne kadar kapsamlı bir websitesi elzem olsa da yeterli değil. Mobil çağdayız, insanlar artık internete girmek için eve gitmeyi beklemiyor, internet her an onlarla beraber. Sağlık kuruluşunuzun bir mobil uygulaması olsun, hem Apple IOS, hem Windows hem de Android için. Bu mobil uygulama elbette websitesi kadar kapsamlı olmaz. Burada en önemli nokta kullanıcı dostu bir dizaynınız olması. Kullanımı kolay, basit ve amaca yönelik bir uygulama olsun. Sağlık kuruluşunuzun bilgileri, telefonu, interaktif haritası, kolay randevu alma sistemi mutlaka olması gerekenler arasında. Kullanıcılar için pratik check-up listeleri, ipuçları, pratik bilgiler olan bir sekme yaratmanız da elbette yararınıza olur. Bu noktada örnek vermek istediğim bir başka fikre ise Amerika’da rastladım. Bir kadın doğum üzerine uzmanlaşmış sağlık kuruluşu hamile müşterilerinin her gün sağlık durumlarını not edebileceği, yeme ve içme düzenlerinin takibini tutabileceği bir uygulama oluşturmuş. Bu uygulamayla sağlık kayıtlarını tutan kullanıcılar aynı zamanda kendilerine özel ufak ipuçları ve tavsiyeler ile de karşılaşıyorlar. Sağlık durumlarında belli bir sorun desenine rastlanırsa uygulama otomatik olarak kullanıcıyı uyarıyor ve sağlık kuruluşundan randevu almasını tavsiye ediyor. Tek kelimeyle HARİKA !

Şimdi bu değineceğim nokta sadece sağlık sektörü için geçerli değil bütün markalaşma isteği içindeki kuruluşlar için geçerli: Görsel bir imajınız olsun. Bütün markalar için genelde akla gelen ilk şey logodur, sizin de bir logonuz olsun. Logo CocaCola gibi isminizin kendine has puntolarla yazılışı da olabilir yeter ki görsel olarak akılda kalıcı, basit ve profesyonel görünümlü olsun. İçinde logonuzun renginin de bulunduğu bir renk skalanız olsun, 2 renk ya da 3 renkten oluşan. Bu renkler mekanınızın iç dizaynına hakim olsun, kartvizitlerinizde broşürlerinizde, websitenizde, mobil uygulamanızda hep bu renklerin hakimiyetini kullanın. Kartvizit ve broşürleriniz dizayn olarak klasikten uzak olsun. Bireysel çalışıyorsanız bunların önemsiz olduğunu düşünmeyin sakın! Bireysel olarak da bir marka olmanın yolu bunlardan geçiyor.

Örneğin aşağıdaki resimlerde Marks Eczanesi’nin renk skalasını ve dizaynı nasıl kullandığını görüyorsunuz:

Ya da etkileyici kartvizit örnekleri göstermek gerekirse, birinci sırayı bu diş hekiminin kartı alır:

Ve son olarak, dizayn ve renk skalasını kartvizitinde doğru kullanan sağlık kuruluşları:

Önümüzdeki hafta sağlık sektöründe markalaşmanın 2.bölümüne devam edeceğim, konu hakkındaki soru ve düşüncelerinizi “bana ulaşın” bölümünden iletebilirsiniz. 2.bölümde yer vermeye çalışırım.

Blog yazılarımı kaçırmadan takip edebilmek ve daha fazla içerik için; Facebook Sayfası , Twitter 

Haftaya Görüşmek Üzere !!

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s